Avrupa'da Hıristiyanlık, misyonerlik
çalışmaları ile masum görüntülerle dünyanın her ülkesine pazarlanırken;
başlangıç olarak gayet samimi bir hava yaratılmaya çalışılır.
Ancak hasıl olan netice; bu başlangıç gibi hoş ve samimi değildir.
Gidilen yerlerde iktisadî çıkarlar ön planda tutularak ve siyasî,
iktisadî, hukukî katliamlar yapılarak medeniyetler yok edilir.
Mesela, Amerika'ya keşif adı altında yapılan çıkarma, Hıristiyanlığı
hakim kılmak için; İnka, Aztek, Maya
medeniyetlerinin yok edilmesiyle, yani Kızılderililerin
ortadan kaldırılmasıyla neticelenmiştir.
Afrika'da
da durum bundan farklı olmamıştır. Gayet masum görüntülerle Afrika'ya
uzanan misyonerler, bu bölgelerdeki yeraltı ve yerüstü kaynaklarını
elde etmenin projesini hayata geçirmişlerdir.
Ve yine Ortadoğu'da
Arap-İslam aleminde faaliyet gösteren İngilizler tarafından yetiştirilip
gönderilen binlerce misyonerin asıl
gayesi; Osmanlı'nın bu bölgedeki hakimiyetini yok etmek, toprağını
ve halkını parçalayarak kendi emellerine ve iktisadî, siyasî gayelerine
alet etmektir. Ve neticede de böyle olmuştur.
Dünyada misyonerlik
hep bu yüzüyle insanlığa görünmüştür. Şimdi ise Oryantalizm,
Diyalog gibi isimlerle ortaya çikmasının başka bir tarzda
izahı mümkün değildir. Bugün de asıl maksat;
Anadolu'yu parçalamak ve bu güzel toprakları kendi tasarruflarına
almaktır.
Nihai hedef budur.
Bilinmeyen Vatikan ve Papaları anlatan bu yazı dizisine, “Vatikan
Nedir?” sorusuyla başlamak kanımca yerinde ve yararlı olacaktır.
Türkiye’de Vatikan’ın adı bilinmekte ve/fakat gerçekte “ne” olduğu
geniş Müslüman kitle tarafından hiç bilinmemektedir. En iyimser
deyişle Vatikan, Papalarıyla birlikte anılan, Papa’nın yaşadığı
yer diye bilinen minik bir devlet olarak tanınmaktadır.