Ateizmin kaynağı Vatikan
(2000-12-21)
Ateizmin kaynağı bizzat Roma Kilisesi
olup özellikle de son 400 yılın ilk öncü Hıristiyan kökenli Ateistlerinin
hep bu kiliseden çıktıkları görüldü
Bütün dünyada kısaca Papa denilen
şahsın resmi sıfatı Papa değildir. Üç ayrı sıfatı vardır. Ve Papa’ya
ancak bu sıfatlarıyla hitab edilebilir. Bunlardan ilki, “Supreme
Pontiff”tir. Bu, en üst düzeydeki ruhani önder anlamına gelir.
Roma İmparatorluğu döneminden kalma bir sıfattır. O dönemde imparatorlar
kendilerine “Pontifus Maximus” dedirtiyorlardı. Bu, en yüce ruhani
ve dünyevi buyurucu anlamına geliyordu. İmparatorluk yıkılıp Hıristiyanlık
egemen din haline gelince Papalar kendilerine geçmişteki imparatorlar
gibi bu sıfatı taktılar. Papaların resmi evraklarda ve belgelerde
kullandıkları ilk sıfatları budur.İkincisi Papalar, “Roma Başpiskoposu”durlar.
Dikkat edilirse Vatikan’ın değil, 1926’ya kadar Kutsal-Kent statüsünde
olan Roma’nın başpiskoposudurlar.
Bu sıfatı özellikle Doğu ve Ortodoks
Kiliseleri tarafından öne çıkartılır. Ortodokslar Papa’ya yazılı
metin göndermek isterlerse en fazla “His Holliness Pope” diye
yazarlar ve bununla da makamının önemli ve kutsal olduğunu vurgulamış
olurlar, kendisinin değil. Papalar’ın üçüncü sıfatı ise “Holy
Father (Kutsal Peder)”dir. Bu sıfat onların belki de en eski,
en anlamlı sıfatıdır. Hıristiyanlığın ilk yüzyılından kalma, siyasi
ve ideolojik olmaktan çok sempati toplamak amacıyla verilmiş sembolik
bir babalık mevkiidir. Kutsal Peder nitelemesi aynı zamanda Ana
(Bakire) sayılan Evrensel Kilise’yle (Katolik demek Evrensel demektir)
evli oluş anlamına gelir. Diğer bir deyişle sembolik olarak Ana’dan
(Kilise) doğmadan yani Vaftiz olmadan Kutsal Baba’nın evladı olunamaz.
Papalar’ın Hıristiyan olmayan devlet ve siyaset adamları için
de ayrı bir sıfatı vardır. Örneğin Müslüman bir devlet adamı Papa’ya
doğrudan yukardaki üç sıfatla hitab edemez. “His Holliness” veya
“Your Holliness” demek zorundadır. Yani, temsil ettiği makamı
itibariyle Kutsal sayılan kişi olarak tanımlanır. Benzer şekilde
Kardinal Büyükelçiler için de “Ekselans” denilir. Diğer Kardinallere
de “Monsenyör” denilir. Bu hitaplar çok önemlidir. Bunların ne
zaman, kime, nasıl kullanılacakları bilinmeden Vatikan mensuplarıyla
görüşme yapılamaz.
PAPALAR VE MODERN DEVLET
Papalık ve daha sonraki yüzyıllarda
ortaya çıkan Papalık Devletleri yüzyıllar boyunca dünya siyasetine
ve askeri, diplomatik ve ekonomik dengelere yön vermişlerdir.
Papalar’la Müslümanlar ve Osmanlılar arasında çok yoğun ilişkiler
kurulmuş, karşılıklı askeri ve siyasi girişimler yapılmıştır.
Bunlara ilerde değineceğim. Ama önce Papalık kurumunun günümüz
dünyasına armağan ettiği en önemli toplumsal-tarihsel gelişmelerden
birinin üzerinde durmakta yarar vardır. Bu, “Modern Devlet” veya
diğer bir deyişle “Ulus Devleti” fikri ve oluşumudur. Papaların
ve onların devletlerinin günümüzde etkili olan Ulus Devleti’ni
yapan temel taşları hazırlayanlar oldukları inanın bir çok toplumbilimci
tarafından dahi bilinmez. Ama gerçek budur. Ulus Devleti’ni ortaya
çıkartan ve yaşatan kurumların tamamına yakınını gerçekte ilk
kez Papalar ve onların “Kilise Hükümetleri” bulmuşlar ve tarihe
aktarmışlardır. Bu nedenle Roma Kilisesi, Batı Avrupa’da ortaya
çıkan Ulus Devleti’nin öncüsü durumundadır. Örneğin, Ulus’u “Devlet”
yapan en önemli kavramı, “Egemenlik” kavramını ilk kez formüle
edip bunu “Hükümdarların Uhdesine” veren yine bir Papa, 2. Pius
olmuştur.
Bu Papa 1453’de İstanbul’un Osmanlı’nın
eline geçmesi üzerine “Egemenlik” kavramının imparatorlara ait
olduğunu bir belge yayınlayarak onaylamıştır.Papalık tarihi araştırmacısı
Paolo Prodi’nin belirttiği gibi Roma Kilisesi, günümüz Batı Hıristiyan
aleminde yer alan modern devletlerin temel esaslarını oluşturan
yargı sistemlerini; üst mahkemeleri; hiyerarsik yargı kurumlarını
ve pozitif hukuku Avrupa’ya ilk sokan kurumdur. Daha önce ne krallar
ne de halk bu tip bir yargıdan ve hukuktan haberdardılar. İlginçtir
ki ilk avukatlar da Kilise’den çıkma papazlardı. Bunlar Prensler’in
ve Krallar’ın himayesine girerek o yüzyıllarda çoğunluğu okuma
yazma dahi bilmeyen kralların Kilise karşısındaki haklarını ve
toprak bütünlüklerini savunmuşlardı. Avrupa’da ilk sınır belirlemeleri
işte bu Papaz-Avukatlar’ın bilgileri ve gayretleriyle oluşmuştu.
İkincisi, Papalık tüm Avrupa’da ilk kez toplu vergilendirme yöntemini
uygulamaya sokmuştu. Ayrıca Roma Kilisesi, tarihte ilk kez Dış
İşleri Bakanı kullanmış, elçilik ve konsolosluklar tesis etmiştir.
İlk kez paralı asker kullanan, düzenli ordu kuran da onlardı.
Matbaa ve yayıncılık alanında gelişmeler yaptırmış olan da oydu.
Benzer şekilde ilk “Yasak Kitaplar” listesini (Index) hazırlatan
da oydu. Postacılık da ilk kez onlar tarafından örgütlenmiş, dağıtım
ağları kurulmuştu. Para basımı tekniğini geliştiren ve ilk kez
“Senet” kullanımını yasal faizlere uygulayan da oydu. İlginçtir
ki, Avrupa’da cinsel hayatı ve genelevleri de Roma Kilisesi yönlendirmişti.
Volter’in yazdığına göre Paris’teki genelevler bizzat Katolik
Kiliseleri tarafından “sağlık” denetiminde genelevlerinin daha
temiz ve kızlarının da daha sağlıklı olduklarını duyuran ilanlar
veriyorlardı.!
DİN, PAPALIK VE ATEİZM
Gerçekten Ateizm’in kaynağının
bizzat Roma Kilisesi olduğunu söylesem şaşardınız, değil mi? Nasıl
olur da Tanrı’dan başka güç tanımayan ve onun adına kurulduğu
ve hareket etmekte olduğu varsayılan bir kurum, Kilise, Tanrıtanımazlığın
kaynağı olur? Ama olmuştur. Özellikle de son 400 yılın ilk öncü
Hıristiyan kökenli Ateistleri hep bu kiliseden çıkmışlardır. Özellikle
de 15. ve 16. yüzyıllarda papazlık eğitimi görmüş, yıllarca Hıristiyanlığın
“Tanrısı” için çalışmış fakat hayatlarının belli bir dönemine
gelince Ateizm’e geçmiş ve bu kez de aynı Tanrı’ya karşı amansızca
mücadele etmeye başlamış sayısız papaz vardı. İşte sizlere bunlardan
adı gündelik hayatta geçirilmeyen, sadece Vatikan kayıtlarında
bulunan ve 34 yaşındayken 1619’da Ateizm suçlamasıyla yakılarak
idam edilmiş olan böyle bir papazın kısa öyküsü. Avrupa’da Ateizm’in
tarihini belgeleyen araştırmacı Nicholas Davidson’un Vatikan kaynaklarından
çıkarttığı Giulio Cesare Vanini 1585’de doğmuştu. Ailesi onu küçük
yaşında Cizvitler’in yönettiği okullara göndermiş sonra da yine
aynı tarikatın yönettiği Napoli Üniversitesi’ne sokmuştu.
1603’de Vanini, çok sofu ve oldukça
gizemli bir tarikat olan “Karmelitler”e kabul edilmişti. 1606’da
Vanini Karmelit keşişi olarak hukuk doktoru olmuştu. 1608’de Padua’ya,
buradaki üstün başarısından dolayı da 1611’de Venedik’e atanmıştı.
Ama ne olduysa bundan sonra olmuştu. 1612’de Karmelitler’le bozuşan
genç adam İngiltere’ye kaçmak zorunda kalmıştı. Fikir ve din suçlusu
sayılan Vanini burada Hıristiyanlığın Tanrısı’nı (İsa) kabul etmediğini
ilan etmiş ve bu görüşlerini yaymak için Hollanda’ya, Liyon’a
ve Paris’e gitmişti. Bu arada iki kitap yazmış ve bunlar 1615-16’da
yayınlanmıştı. Özellikle ikinci kitabı, De admirandes’de öne sürdüğü
fikirler günümüzde kendisini keskin Ateist sanan bir çok tatlısu
entellektüelinin dudaklarını uçuklatacak mahiyetteki fikirlerle
doludur. Vanini, aynen, kendisi madde olmayan bir Tanrı nasıl
olur da maddi bir dünya yaratmış olabilir ki diye sözüne başlamış
ve eklemişti: “Sonsuz olan Maddedir, Ruh değildir” Benzer şekilde
cin, peri ve şeytanın bizzat Kilise tarafından uydurulmuş gerçekte
varolmayan yaratıklar olduklarını söylemişti. Vanini, “Beleş”
yaşamak isteyen papazların halkı korkutmak amacıyla böyle yalanlar
söylediklerini göstermişti. Kutsal Kitap’ta yer alan “Doğuş” olayıyla
alay eden Vanini, kendi görüşünü şöyle özetlemişti: “İnsan hayvandan
gelmedir, onun ileri bir aşamasıdır, temizidir. Sizler de Doğa’dan
başka hiç bir güce sakın tapmayın. En büyük ve tek güç madde ve
doğadır.” Vanini görüşlerini anlattıktan sonra vargücüyle Hıristiyanları
“Dinsizleştirmeye” adamıştı kendisini. Söz konusu kitabı bugün
bile Vatikan’ın yasak kitapları listesindedir, hem de aradan 380
yıl geçmiş olmasına rağmen.Papazlıktan dönme Ateist Vanini bunları
yazdığı zaman (1614) ne Darvin’in vardı evrim kuramını geliştiren,
ne Karl Marx vardı Madde’ye felsefi sonsuzluk kazandıran, ne de
günümüzün modası “Doğa Tapıcısı” yeşiller ve çevreciler... İlginçtir
ki günümüzde kendisini keskin Ateist sanan biri, futbolcu Maradona’yı
veya baldır-bacak şöhreti Madonna’yı daha fazla tanımak için onlarla
ilgili her yazıyı okuyabilir ama Vanini’nin hayatını merak edip
okumak isteyeceğini hiç sanmam.
KİLİSE İLE MANASTIR KAVGASI
Katolik Kilisesi (Roma) ile ona
bağlı olan manastırlar daima birbirlerine zor tahammül eden kuruluşlardır.
Dolayısıyla Katolik Hıristiyanlık’ta alttan alta ve konunun dışındakilerce
bilinmeyen bir Kilise-Manastır çatışması yaşanmaktadır. Katolik
aleminde, Türkiye’deki okurlara anlatabilmek için bir ayrım yaparak
söylersek, Papazlar ile Keşişler (Monks) arasında çatışma vardır,
diyebiliriz.Kilise’de, yaptığımız bu kaba hatlı ayrıma göre iki
tip din adamı vardır. Bunlardan çoğunlukla “Priset=Papaz” diye
bilinenlere “SEKÜLER” denilir. Bunlar Kiliseler’de görevlidirler
ve insanların gündelik işleriyle uğraşırlar. Ana hatlarıyla söylersek
bu papazların ilk hedefi dünyayı ellerinden geldiğince “insancıllaştırmak”
tır. Dolayısıyla gündelik siyasetle, sendika hareketleriyle, işçi-öğrenci
eylemleriyle, bankacılıkla, teknolojiyle vd. ilgilenmek zorundadırlar.
Çünkü bunları bilmeden Kiliseleri’ne gelen Katoliklere yardımcı
olamazlar. Bu bakımdan, örneğin futbol maçına gidip amigoluk yapan
papazlarla, diskoteklerde şarkı söyleyen rahibelere sıkça rastlanılır.Ama
keşişler böyle değildirler. Onlar, kendilerini kapattıkları manastırlarından
çıkmayı pek sevmezler. Gündelik basını bile çok ender izlerler.
Dış dünyayla olabilecek en az şekilde ilgilenirler. Hatta bir
çok manastır, kendi yiyeceğini, kendi giyeceğini kendisi üretir,
dışardan almaz. Televizyon gibi, bilgisayar gibi “modern” teknolojiyle
pek ilgilenmezler. İşte biraz genelleştirerek tanımladığımız bu
din adamlarına da “Regulars” (Müdavimler, Daimiler) denilir. Bunlar
günlerini yoğun ibadetle geçirirken, örneğin Miami’deki bir Katolik
papaz aynı saatlerini bir beyzbol karşılaşmasında etrafına topladığı
güzel kızlarla amigoluk yaparak geçiriyor olabilir.
KÖYLÜLERİ AYAKLANDIRAN KEŞİŞLER
Özellikle 11. ve 12. yüzyıllarda
Papa seçimlerinde işte bu iki ayrı gurup arasında çok yoğun mücadeleler
geçmiştir. Roma Kilisesi’ne karşı en ağır eleştirileri manastırlarda
kalan keşişler başlatmışlardır. Onlara göre her geçen gün zulmünü
arttıran ve zenginleşmeye doymayan Kilise ve onun Papaları Hıristiyanlığı
yozlaştırıyorlardı. Avrupa’daki ilk köylü ayaklanmalarını kışkırtanlar
ve yönlendirenler keşişler olmuştu. Köylüleri Kilise yıkmaya ve
yakmaya çağıran keşişler Papa’nın tartışılmaz otoritesini sarsmışlardı.
13. ve 14. yüzyıllarda ilk kez feodal prenslere ve krallara sığınarak
onları, artık diktatörleşmiş olan Papalara karşı örgütlemişlerdi.
15. ve 16. yüzyıllarda Avrupa keşişler tarafından kışkırtılmış,
Papalar ve onlara bağlı Prensler tarafından soyulmuş köylülerin
isyanlarıyla doluydu.18. yüzyıla gelindiğinde Fransa’da patlayan
ihtilal, Kilise/Manastır çekişmesini de Kilise lehine sona erdirmişti.
Fransa’da “Laiklik” işte ilk kez resmen Kilise/Manastır çekişmesine
son vermişti. Kilise, Fransız Laisizmi’nin esasını teşkil eden
din adamı düşmanlığı (Anti-Klerikalizm) konusunda Manastırları
ve daima asi davranmış olan Keşişleri ihtilalcilerin önüne itmişti.
Böylelikle binlerce keşiş öldürülmüş ve manastırlara ait tüm malvarlıkları
Devlet’e devir edilmişti. Daha sonra Kilise bunların bir kısmını
yine kendi malları arasına katmakta gecikmemişti. Sonuçta özellikle
Fransa’da ve diğer Katolik ülkelerde manastırların etkileri zayıflamış
ve yoksullaşarak bir çoğu kapanmak zorunda kalmışlardı.

« Bilinmeyen Vatikan » yazı
dizisi (YeniMesaj'dan)
[ Başlangıç tarihi: 29.12.2000 ... Bitiş tarihi: 19.12.2000 ]
Dünya’nın
en esrarengiz devleti ( 19.12.2000 )
Vatikan’ın
gizli ilişkileri ( 20.12.2000 )
Ateizmin
kaynağı Vatikan ( 21.12.2000 )
Esrarengiz
Polonyalı Ağca ve gizli örgütler ( 22.12.2000
)
Vatikan’ın
Türkiye’ye bakışı ( 23.12.2000 )
Engizisyon
devam ediyor ( 24.12.2000 )
Evlilik
düşmanı kilise ( 25.12.2000 )
OPUS
DEI - Ahtapotun kolları ( 26.12.2000 )
Ekümenizm
ve İslam dünyası ( 27.12.2000 )
Papalığın
kapsama alanları ( 28.12.2000 )
“Türk
dostu” maskeli Papa ( 29.12.2000 )
|