Vatikan’ın Türkiye’ye bakışı
(2000-12-23)
1965 yılında tamamlanan 2. Vatikan
Konsili’nde alınan kararlar çerçevesinde Vatikan, başta Türkiye
olmak üzere Ortadoğu’da ve Türki Cumhuriyetlerdeki Hıristiyanlaştırma
faaliyetlerine hız verdi.Kendi yayın organlarında “Müslüman Kürtleri”
savunur pozlarında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ağır hakaretler
yağdırmaya başladı
2000 Yılı Vatikan ve Papa 2. John
Paul için çok önemli bir yıl oldu. İlk kez tam metin halinde 1996
yılında yayınlanan Katolik “Kateşizm”i (bir anlamda ilmihal gibi
bir düstur kitabı) Papa’ya ve tüm ruhban sınıfına 3. bin yılda
neler yapmalarını ve Hıristiyanlığı hangi yöntemle yaygınlaştırmaları
gerektiğini gösteren bir rehber olmuştu. Bu rehber 1965 yılında
tamamlanan 2. Vatikan Konsili’nde alınan kararlar çerçevesinde
hazırlanmıştı. Bu rehbere göre 3. bin yılda Vatikan, başta Türkiye
olmak üzere Ortadoğu’da ve Türki Cumhuriyetlerdeki Hıristiyanlaştırma
faaliyetlerine hız verecekti. Nitekim öyle de oldu. Vatikan kendi
yayın organlarında “Müslüman Kürtleri” savunur pozlarında Türk
Silahlı Kuvvetleri’ne ağır hakaretler yağdırmaya başladı. Katolik
aleminin resmi yayın organlarında ilk Türkiye aleyhtarı yazılar
1995’te başlamıştı. Vatikan daha sonra İtalyan Hükümeti’nden de
benzer çalışmalarda bulunmasını istedi. İtalyan Hükümeti’nin özellikle
Abdullah Öcalan’ın tutuklanmasından sonra yaptıkları umarım unutulmamıştır.
Bunun arkasında Vatikan vardı. Ayrıca İstanbul, Teşvikiye’deki
Katolik Muhacerat Bürosu’nun faaliyetlerine de hız verdi. Her
gün onlarca insanı bu kanaldan yurt dışına taşımaya ve gittikleri
yerlerde Türkiye aleyhine düzenlenen toplantılarda kullandırmaya
başladı.
“TÜRK DOSTU” DİYE YUTTURULAN
PAPA
Vatikan’ın uzun zamandır planladığı
bir girişim de 23. John adıyla tanınan ve Türkiye’de “Türk dostu”
diye yutturulan Kardinal Roncalli’yi Aziz ilan etmekti. Bu işlem
3 Eylül 2000’de gerçekleştirildi. Ardından Türkiye Cumhuriyeti
Devleti’nin Kültür Bakanı aracılığıyla bu “Türk Dostu” Papa’nın
İstanbul Kurtuluşta oturduğu sokak “Kutsal Mekan” ilan edildi.
Geçtiğimiz hafta yapılan törene katılan Diyanet İşleri Başkanı
da memnuniyetini belirtti. Şimdi sırada başka bir “oyun” var.
Ben Magazin Basınını ve sansasyon meraklısı medyayı şimdiden uyarıyorum.
Çok yakında Roncalli Sokağı’nda (eski adı Ölçek’tir ve bu ad Masonlar
tarafından konulmuştu) mucizeler (!) görünmeye başlayacaktır.
Vatikan, bir faniyi Aziz ilan etti mi onun evinin çevresinde de
bir süre sonra mucizeler (!) görünmeye başlanır. Onun için hazırlıklı
olun! “Az sonra” Roncalli Sokağı’nda Papa’nın mucizeleri (!) başlayacaktır.
Ya geri zekalı bir Türk, “Rüyamda Papa’yı gördüm. Gel Katolik
ol dedi, ben de Katolik oldum” diyecektir. Ya da eski bir “Çıplak”,
“Eskiden kötü kadındım. Müslümanlıktan çıkıp Katolik oldum ve
şimdi Hürriyet Gazetesi’nin köşe yazarlarının istedikleri gibi
tatmin olabiliyorum” diye Televolesel açıklamalar yapacaktır...
Şakası bile insanı üzüyor ama bunlara benzer saçmalıklar olunca
kızmayalım diye yazdım. Vatikan 1965’te kabul ettiği “Dışa Açılma”
stratejisini iki yönde uygulamaktadır. Bunlardan birincisi “Ekümenizm”dir.
bu strateji çerçevesinde Vatikan Hıristiyanlığın diğer mezheplerini
yönlendirmektedir. İkinci ise “Ekümenizm”e bağlı olarak ortaya
çıkmış olan ve özellikle Müslümanları hedefleyen “Evangalization”
adlı Hıristiyanlaştırma projesidir.
HOŞGÖRÜ, DİNLER ARASI DİYALOG,
İBRAHİMİ DİNLERİN BİRLİĞİ TUZAĞI
Vatikan bu projesini hayata geçirebilmek
için 1940’lardan başlayarak kurulmuş olan bazı örgütlerin çalışmalarına
1965’ten sonra hız verdirdi. Bu örgütler şunlardır. Focolare;
Catecumenante ve Communion ve Liberty. Bu Katolik örgütlerinden
başta “Hoşgörü” (Tolerans); “Dinler Arası Diyalog” ve “İbrahimi
Dinlerin Birliği” şeklinde formüle edilmiş olan planları uygulamaları
istenmişti. Onlar da bu projeleri hızla hayata geçirdiler. Özellikle
Türkiye’de belirli bir İslamcı çevre bu tuzağa düştü. Gaipten
sesler duyduğunu ve rüyasında İslam’ın büyük Erenleri’yle konuştuğunu
öne süren biri bu Hoşgörü ve İbrahimi Dincilikten öylesine etkilendi
ki kendisini “Ahir Zaman Mehdisi” olarak ilan etmeyi bile düşünmeye
başladı. Ne yazık ki eski Milletvekili Hasan Mezarcı ondan önce
davrandı ve kendisini Mesih ilan etti. Sonuçta ABD’nin desteklediği
Mehdi (!), Almanya destekli Türkiye’nin maaşlı Mesih’i karşısında
tutunamadı. Türkiye’de Mesihlik ve Mehdilik Televolelik oldu.
Reha Muhtar, Dinler konusunda uzman olduğu için herhalde Roncalli
Sokağı’nda görülecek olan Papasal mucizeleri de Türkiye kamuoyuna
ilk kez o duyuracaktır...
VATİKAN’IN TÜRKİYE’Yİ NASIL
GÖRDÜĞÜNÜ ORTAYA KOYAN AÇIKLAMA
13 Kasım’da Papa 2. John Paul Ermenistan
Kilisesi’nin başı 2. Karakin ile Vatikan’da bir görüşme yaptı.
Bu görüşmeden sonra Papa’nın yaptığı açıklama Türkiye’yi ve Türkleri
hedef alan en ağır hakaretleri içeriyordu ve Vatikan’ın Türkiye’yi
nasıl gördüğünü apaçık ortaya koyuyordu. Papa yanına 2. Karakin’i
alıp yaptığı açıklamada 20 Yüzyıl’da yaşanmış olan tüm soykırımların
sorumlusu olarak Türkleri göstermiş ve lanetlemişti. Yıllardır
Vatikan’ı şakşaklayanlar bile bu açıklama karşısında şaşkınlığa
sürüklendiler. Milliyet Gazetesi “Papa Bunadı” diye başlık attı.
Arkasından uyarıldı ve hemen geri dönüş yaparak “Papa bunamadı”
diye manşet attı. Diyanet İşleri Reisi ise hızlı “Diyalogcu” olduğu
için işi tevil etti. Ona göre, “Evet Papa böyle bir açıklama yapmıştı
ama o sadece önüne konulan bir metni okumuştu. Yoksa böyle bir
açıklama yapmazdı. Nitekim bu açıklamasını daha sonra geri almıştı.”
TÜRKİYE’YLE DALGA MI GEÇİYORLAR?
Türk Basını’ndaki bu şaşkınlıklara
ve Diyanet’in bu açıklamalarına bakınca insan ister istemez, “Birileri
bizimle dalga geçiyorlar” diye düşünmeden edemiyor. Niçin? Bakın
anlatayım. Birincisi, Papalar 1870 yılından beri özel bir yasayla
korunmaktadırlar da onun için. 18 Temmuz 1870 yılında Papa IX.
Pius (1846-1877) tarafından tam 533 Piskopos’un onayıyla alınmış
olan bu karar, aynı gün Katolik Kilisesi’nin Dogmatik adıyla bilinen,
hiç bir itirazda bulunmadan koşulsuzca inanılması gereken yasalarından
ve Katolik olmanın önşartlarından biri olarak kabul edilmiştir.
İsa Peygamber’in Tanrı’nın oğlu (Haşa) olduğuna inanmak nasıl
mecburi ise bu yasaya da inanmak da mecburidir. Anlaşıldı mı?
Pekiyi de nedir bu yasa (Dogmatik)? Bu yasaya Infallıbilite Yasası
denir. Buna göre hiç bir Papa yanılmaz ve başkaları tarafından
da yanıltılamaz. Bu durumda bizim uyanık AB’ciler “Papa bunadı
veya Papa’yı yanıltmışlar” derken bizimle alay etmiyorlar mı?
Ortada Papa’nın hiç bir şekilde yanılmayacağını ve yanıltılamayacağını
gösteren bir yasa varken biz kendi kendimizi yanıltmaktan başka
ne yapıyoruz dersiniz. Katolik inancına göre Papa, yeryüzündeki
tek hatasız kuldur. Papalar hata yapmazlar. İkincisi, yanılmayan
Papa 20. yüzyılda yaşanmış tüm soykırımların sorumlusu olarak
Müslüman Türkleri göstererek başta Katolik Hitler’i ve Nazileri
ve tüm Faşizmi aklama çabasına girmiştir. Bu hesaba göre Katolik
Hitler, milyonlarca insanı ve Yahudi’yi bizi örnek alarak öldürtmüştür...
Haydi basın bu numarayı yuttu diyelim. Onlar Vatikan’ı bilmek
zorunda değiller. Diyanet’e ne demeli? İlahiyat Fakülteleri’ndeki
Proflara ne demeli? Varın bir düşünün. Papa’nın Ermeni Patriği’yle
yaptığı açıklamanın sadece bir bölümü Türk Basını’na yansıdı.
Bu da Papa’nın söyledikleriydi. Oysa Karekin de ilginç sözler
söylemişti. Şimdi sizlere Basın’a yansımamış olan bu bölümü aktarayım.
2. Karekin, gelecek yıl Ermenistan’da Eçmiadzin’de kutlanacak
olan ilk Hıristiyan Krallığının Kilisesi’nin kuruluşunun 1700.
yıldönümüne Papa’yı davet etmek için Vatikan’a gitmişti. Gelecek
yıl 24 Nisan tarihinde başlayarak Ermenistan’da bir yıl süreyle
görkemli dini törenler yapılacak ve dünya Hıristiyanlığının tüm
mezheplerinin temsilcileriyle bir çok devlet ve hükümet başkanları
burada toplanacaklar. Ve hep birlikte 1.5 milyon Hıristiyan’ı
vahşice öldürmek suçlamasıyla Türkleri lanetleyecekler. İşte 2.
Karakin bu nedenle ziyaret etti Vatikan’ı ve Papa’ya aynen şunları
söyledi: “İbrahimi Dinler Projesi çok tuttu. Gelişmelerden çok
memnunuz. Vatikan olarak bu çabaları daha da desteklemenizi diliyoruz.”
İlginçtir, Türkiye’nin AB’ye alınmasına en çok PKK ve Yunanistan
seviniyor, “İbrahimi Dinler” yutturmacısının çok iyi sonuçlar
verdiğini en azılı Türk düşmanı 2. Karakin söylüyor ve Türkiye’de
“Cin olmadan adam çarpmaya kalkışan” birileri de bizlere Türk
dostu Papalar yutturup Ermenistan’dan özür dilememiz gerektiğini
söylüyorlar.
KENDİNE HAS YÖNTEMLER
Kendisine yöntem, “Düstur” edinmiş
ilk Devlet-Dışı kurum olan Vatikan’ın bu yöntemi “Eski için yeni
fikirler dene, olmazsa yeni için eski fikirlere dön” şeklindedir.
Vatikan’ı her devirde ayakta tutmuş olan sihirli formül budur
Roma Kilisesi, gerçekte insanlığın
2000 yıldır kesintisizce sürdürebilmek başarısını gösterdiği ender
kurumlardan biridir. Dile kolay tam 2000 yaşındadır ve hala etkili
ve aktif bir kurumdur. Tarihte nice hanedanlar gelip geçmiş, nice
devletler kurulup, yıkılmışlar, nice barış anlaşmaları en çok
40-50 yıl dayanabilmiş ama Roma Kilesi bütün bu alt üst oluşlardan
kendisini koruyup ayakta kalmayı başarmıştır. Üstelik Kilise bu
olayları kenarda durup seyrederek varlığını sürdürmüş değildir.
Tam tersine bütün bu çalkantıların tam ortasında yer almıştır
ama daima kaybedenler başkaları olmuştur. Kilise hep ayakta kalmıştır.
Bazen sendelemiş hatta yok olma noktasına gelmiş ama 20-30 yıl
içinde toparlanıp yine “Süper Güç” haline gelmekte gecikmemiştir.
Günümüzde Vatikan da işte böyle bir yeniden güçlenme dönemini
yaşamaktadır. Özellikle I. ve 2. Dünya Savaşları’nda yitirdiği
etkinliğini 1962’den başlayarak yeniden elde etmek aşamasındadır.
20. yüzyıla girildiğinde aydınlar arasında Roman Katolik Kilisesi’nin
bu yüzyılı çıkartamadan dağılacağı varsayılıyordu. Bu yüzyılın
sonuna gelindiğinde o aydınların vazgeçilmez sanılan görüşleri
yel olup yok olurken Kilise’nin 21. Yüzyılda dünyadaki “Dine Dönüşü”
yönlendireceği konuşuluyor. Vatikan 2000 yıldır nasıl ayakta kaldı?
İşte bu soru Vatikan nedir sorusu kadar önem taşımaktadır.
VATİKAN’I AYAKTA TUTAN YÖNTEM
Vatikan’ı ayakta tutan direklerin
en güçlüsü Roma Kilisesi’nin kendisini yönlendirmek için kullandığı
“Yöntem”dir. Vatikan ilginçtir ki kendisine yöntem, “Düstur” edinmiş
ilk Devlet-Dışı kurumdur. Bu yöntem görünüşte çok basittir: “Eski
için yeni fikirler dene, olmazsa yeni için eski fikirlere dön”.
İşte Vatikan’ı her devirde ayakta tutmuş olan sihirli formül budur.
Eskiyen ve yenilenen dünyada Vatikan dengeyi daima bu yöntemi
aracılığıyla sağlamıştır. Örneğin yeni fikirlerin geliştiği bir
ortamda Kilise ilkin eski fikirlerinde ısrarcı olmuş, bunun yararlı
olmadığına karar verince bu kez artık eskimeye başlamış olan bu
fikirlere karşı yeni fikirleri gündeme getirmiştir.
1390 YILLIK YASAK Vatikan’ın “Eski”de
ısrar etmesi gerektiği zamanlarda başvurduğu kendi iç yönetmelikleri,
kuralları ve gelenekleri vardır. Örneğin 607 yılında alınmış bir
karara göre bir Papa ölmeden onun yerine kimin geçeceğini tartışmak
veya konu haline getirmek yasaktır. Hatta ölüm bile yeterli değildir.
Aradan üç tam gün geçmesi gerekmektedir. Ancak bundan sonra Roma
Kilisesi’nde yeni Papa’nın kim olacağı konuşulabilir. Günümüzde
1390 yıllık geçmişi olan bu “Eski” kural Papa 2. John Paul’dan
sonra ortaya çıkacak olan “Yeni” koşullara uygulanacaktır. Diğer
bir deyişle Katolik aleminin yeni önderi, 265. Papa’nın kim olacağı
tartışması “Resmen” Papa’nın ölümünden sonraki 4. gün başlayabilecektir.
Ama hiç kuşkusuz kulaktan kulağa fısıldanan adlar, tercihler ve
ittifaklar çoktan kurulmuştur ve yaklaşık üç yıldır kapalı kapılar
ardında tartışılmaktadır.
265. PAPA KİM OLACAK?
Yeni Papa’nın kim olacağını kestirebilmek
ve önceden açıklayabilmek, inanın, hiç bir insanın bilgisi dahilinde
değildir. Çünkü Katolik inancına göre Papa’yı insanlar değil,
Kutsal Ruh seçmektedir. Sistine Kilisesi’ne hapsedilecek olan
Kardinallerin “Ruhlarına” Yeni Papa’nın kim olacağını sadece Kutsal
Ruh bildirecektir. Kuşkusuz bu seçim olayının dinsel ve doktriner
olan tarafı böyledir. Gerçekte her kardinalin bir tercihi, tarafını
tuttuğu birisi vardır. Siyasi ve ekonomik beklentileri, askeri
ve diplomatik görüşleri vardır. Bunların ötesinde Katolik Protestan,
Ortodoks, Anglikan Kiliseleri tarafından farklı tanımlarla anılan
“Kutsal Ruh”un gerçekte hangi süper güçlerin isteklerine kulak
vermekte olduğu da bilinmemektedir. Bu nedenle sadece bazı tahminler
yapılabilmektedir. Nedir ki tahmin yapabilmek de belirli bir ön-bilgilenmeyi
gerektirmektedir. Bu nedenle tahminleri yapabilmek için öncelikle
“Vatikan Siyasetini” iyi bilmek, bunun dünya ekonomi-politiğinde
oynadığı yeri ve rolü iyi saptamak zorunludur. Bu kısa açıklamalardan
sonra bir tahmin yürütelim: 265. Papa kim olacak? İlkin siyasi
akımlara bakalım. Vatikan’da başlıca iki siyasi görüş vardır.
Bunlardan birincisi “Tutucular” diğeri de “İlericiler”dir. İki
tarafın da güçlü taraftarları vardır ve bunlar, “Renksiz” denilen
görüşleri esnek olan kardinalleri taraflarına geçmek için uğraşır
dururlar. Halen seçimi yapacak olan Kardinaller Koleji’nin 184
üyesi vardır. Ama daha önce de söylediğim gibi bunlardan 44 kadarı
80 yaşın üstünde oldukları için seçime katılmayacaklardır. Dolayısıyla
yeni Papa’nın seçimi 140 ile 142 kardinal tarafından gerçekleştirilecektir.
Bu kardinallerden son onsekizi kendisi de tutucu olan 2. John
Paul tarafından atanmıştır. Bu durumda yeni Papanın tutucuların
tercihleriyle seçileceği düşünülebilir. Ama bu garanti değildir.
Çünkü bambaşka ve konu dışında olanlar tarafından hiç bilinmeyen
başka etkenler de vardır. Örneğin dünya “ilaç” tekellerinin Vatikan’daki
lobisinin ne denli etkili olacağı gibi. Şimdi ilaçla Papa seçiminin
ne ilgisi olduğunu soracaksınız ama az sonra anlatacağım. Tutucu
kanattan aday olabilecek vasıfta iki kardinal vardır. Bunlardan
ilki San Salvador Başpiskoposu Kardinal Neves, diğeri de halen
Devlet Bakanı olan Kardinal Sadeno’dur. İlerici kanadın da iki
güçlü adayı vardır. Bunlar Milano Başpiskoposu Kardinal Martini
(Carlo Maria) ile Kardinal Hume’dur. 2. John Paul’un 1994’te atadığı
12 Kardinal bu iki gruptan hangisine ağırlık verirse o tarafın
şansı yükselecektir. Ayrıca halen Kolej’de 11 Amerikalı Kardinal
vardır. İtalyan asıllı Kardinallerin sayısı 22’ye düşmüştür. Asyalı,
Latin Amerikalı ve Doğu Avrupalı Kardinaller’in sayısı ise yükselmiştir.
Coğrafi, kültürel yakınlıklar Papa seçiminde önemli rol oynamaktadır.
BİR SİYAH TAŞLA ON MİLYONLARCA
SİYAH KUŞ AVLAMA
Tutucular ve İlericiler birbirlerini
dengelerlerse son anda sürpriz yapacak altı kardinal vardır. Bunların
şansları da dünya konjonktürüne bağlı olarak çok yüksektir. Örneğin,
siyahi Kardinal Arinze, Vatikan’daki Taht’a oturan ikinci siyahi
Papa olabilir: ABD’deki zencilerin hızla İslamiyet’e yönelmiş
olmalarıyla Afrika’da Hıristiyanlığın gerileyerek İslamiyet’in
güçleniyor olması, Vatikan’a siyahi bir Papa seçerek geri püskürtülmek
istenebilir. Böylelikle Katolik dininin ne kadar eşitlikçi, ne
kadar ilerici, ne kadar insancıl vs. vs. vs. olduğu da dünyaya
gösterilmiş olur. Bir siyah taşla on milyonlarca siyah kuş avlanmış
olur... Türkiye’de kadın başbakan olur da Vatikan’da siyah Papa
olmaz mı? Bal gibi olur. Ama ne kadarlık bir süre için olur. Ona
deyim yerindeyse “Ecinniler” karışır. Çağımızın Batılı Ecinnileri
de “Tekin” olmadıkları bilinen bir takım gizli örgütlerdir...
VATİKAN VE İLAÇ MAFYASI
Dünyadaki dev “İlaç Tekelleri”nin
yıllardır üzerinde durdukları bir konu vardır. Bu amaçla dünyada
çeşitli örgütler kurdurmuşlar ya da bunları gizlice desteklemişlerdir.
Bu konu “Doğum Kontrolü”dür. İlaç tekelleri Vatikan’dan bu yasağı
kaldırmasını beklemektedirler. İlaç tekellerinin destekledikleri
Kadın Özgürlüğü dernekleri, Feminist kuruluşlar, İnsan hakları
örgütleri vardır. Tekellerin amacı tektir: Daha fazla “Hap” satıp
daha fazla kâr etmek. Papa, daha önce de belirttiğim gibi, doğum
kontrolüne karşı olmak zorundadır. Ama bu muhalefeti bir kılıfa
uydurup izini çıkartabilmek olasıdır. Katoliklerin doğum kontrolüne
yeşil ışık yakılırsa ilaç tekelleri günde ortalama en az 150-200
milyon adet hap daha fazla satabileceklerdir. Benzer şekilde diğer
kontrol malzemeleri satışında da rekorlara ulaşacaklardır. Dahası,
Katolik dünyası “Doğum Kontrol Haplarını” yutmaya başlarsa, sıra
İslam alemine gelecektir. Onlardan sonra bu kez de 800 milyonluk
-ve de çok verimli- Müslüman kesimi “Hap Tüketimine” zorlayacaklardır.
İşte bu dev pazarlar nedeniyle yeni Papa’nın kim olacağı ve bu
konuda nasıl bir karar alacağı yeni Papa’nın seçimini etkileyecektir.
Bu tekellerin etkisi ortaya çıkarsa doğum kontrolünden yana olduğu
bilinen Hollandalı Kardinal Danneels Papa seçilir. Böylelikle
Kilise özellikle de kadın Katoliklere kendisinin ne denli onlardan
yana olduğunu göstermiş olur. Yani yine bir taşla üç-beş kuş avlamış
olur. Diğer adaylara ve ihtimallere gelince: Eğer uluslararası
diplomatik ilişkiler ve Fransız Masonları etkili olurlarsa Fransız
Kardinal Etchegeray; Avrupa Birliği etkili olursa Kardinal Tamko;
mutlaka yeniden tutucu ve İtalyan bir Papa seçilecekse Kardinal
Laghi, Papa seçilirler. Öyleyse ya yeni Papa olacak ya da yeni
Papa’yı Kutsal Ruh’tan aldıkları ilhamla seçecek olan ilk dokuz
kardinal şunlardır, diyebilirim: Neves, Sadeno, Martini, Hume,
Laghi, Etchegeray, Arinze, Tomko ve Danneels. Bu dokuz kardinalden
biri Papa olacaktır. Ama hangisi derseniz kanımca Milanolu Cizvit
Carlo Maria Martini en şanslı adaydır, derim. Halen OPUS DEI’nin
bunaltıcı baskısı altında tutulan Vatikan’a Cizvitler ve diğerleri
Martini’yi getirmek isteyeceklerdir. Yoksa bu gizli örgütü, OPUS
DEI’yi, bir daha frenleyemezler. Martini sadece siyasi bilgi düzeyi
itibariyle değil ama özellikle ulusal ve uluslararası “Askeri
ve Güvenlik” konularında da başarılı olmuş diplomat bir kardinaldir.
Arkasında Milano’nun köklü, soylu zengin sanayici aileleri ve
bankalarla, Amerika’daki zengin Katolik İtalyan asıllı Amerikalılar
vardır. Martini ayrıca bölünme tehlikesiyle karşı karşıya olan
İtalya’da, İtalya Bİrliği’ni yeniden sağlayabilecek tek adaydır.
Şu anda Roma’daki Seküler=Dünyevi Parlamento’nun, Vatikan’daki
Ruhani Senato’dan (Kardinaller Koleji) beklediği acil yardım budur.
Tek sorun Martini’nin Cizvita OPUS DEI’nin baskısı altında olmasıdır.

« Bilinmeyen Vatikan » yazı
dizisi (YeniMesaj'dan)
[ Başlangıç tarihi: 29.12.2000 ... Bitiş tarihi: 19.12.2000 ]
Dünya’nın
en esrarengiz devleti ( 19.12.2000 )
Vatikan’ın
gizli ilişkileri ( 20.12.2000 )
Ateizmin
kaynağı Vatikan ( 21.12.2000 )
Esrarengiz
Polonyalı Ağca ve gizli örgütler ( 22.12.2000
)
Vatikan’ın
Türkiye’ye bakışı ( 23.12.2000 )
Engizisyon
devam ediyor ( 24.12.2000 )
Evlilik
düşmanı kilise ( 25.12.2000 )
OPUS
DEI - Ahtapotun kolları ( 26.12.2000 )
Ekümenizm
ve İslam dünyası ( 27.12.2000 )
Papalığın
kapsama alanları ( 28.12.2000 )
“Türk
dostu” maskeli Papa ( 29.12.2000 )
|