OPUS DEI - Ahtapotun kolları
(2000-12-26)
İsviçreli parlamenter ve toplum
bilimci Jean Ziegler’in dediğine göre OPUS DEI kendisiyle Komünizm
kadar mücadele edilmesi gereken, gizli çalışan aşırı sağcı bir
harekettir. İngiliz araştırmacı Michael Walsh’ın deyimiyle bu
örgüte OPUS DEI değil ACTOPUS DEI (Ahtapotun İşleri) denilmeliydi
TANRI’YA ANNE GEREK
İmparator Jüstinyen, Teodora ile
evlendikten sonra işleri “İki ters bir yüz” gitmişti. İmparatorluğun
sınırları genişlemiş ama içerde özellikle de Teodora’nın her dini
konuya karışmasından dolayı isyanlar, ayaklanmalar ve kavgalar
hiç eksik olmamıştı. Örneğin 13 Ocak 532’de İstanbul’da Nika adıyla
bilinen bir ayaklanma başlamıştı. Jüstinyen panikleyip Tahtı terketmek
isteyince Teodora kendini isyancıların önüne atmıştı. Kadınlığın
bütün hünerlerini kullanıp isyancıların elebaşlarıyla anlaşmaya
varmıştı. Jüstinyen tahtını kurtarınca Teodora da ona istediği
kişiyi, Amida şehrinin piskoposu olarak seçtiriverdi. İstanbul
ve Roma arasında süren çekişmelerde Roma Meryem Ana’yı hiç önemsemezken
Teodora, Bizans’ta Meryem Ana’nın “Tanrı’nın Annesi” yani, “Theotokos”
yapılmasını sağladı. Bugün Ortodoks aleminde Meryem, Tanrı’nın
Annesi olarak bilinir. Teodora’dan önce böyle bir sıfatı yoktu.
İlk kez onun döneminde ortaya atılan bu sıfata dinsellik kazandıran
odur. Meryem Ana’yı, Tanrı’nın Annesi yaptıran Teodora bu adı
sonsuzlaştırmak için ilk kez Bursa’da bu adla bir kilise yaptırmıştı.
Bizans’taki bu gelişmeleri kaygıyla izleyen ve Kilise Babaları’nın
Havva modeline bağlı olan Papa Hormisdus ve sonraki 2. John İmparatora
direnmeye çalıştılarsa da çok başarılı olamadılar. Onlara göre
İsa, Tanrının oğluydu. Meryem de İsa’yı yeryüzüne indirmek için
ona annelik yapsın diye seçilmiş olan bakireydi. Yoksa Tanrı’nın
annesi değildi. Böyle denirse ölümlü Meryem’in kimin annesi olduğu
-dolayısıyla Baba Tanrı’nın eşi sayılması gerekiyordu- anlaşılamayacaktı.
Teodora bu itirazları dinlemedi bile, vargücüyle başka din adamları
tarafından ortaya atılmış olan bu görüşü destekledi ve sonunda
da kabul edilmesini sağladı. Yine Teodora döneminde çok güçlü
bir istihbarat örgütü kuruldu. Bizans’ın CIA’sı müthiş etkili
oldu. Günümüzdeki gizli istihbarat örgütlerinin atası sayılan
bu kurumun babası Jüstinyen ise annesi kuşkusuz Teodora’dır.
MASONİK MİSYONERLİĞİ
Hıristiyanlıkta gizli örgütler
İsa’nın çarmıha gerilişinden sonra, hatta bizzat onunla birlikte
vardırlar demek mümkündür. Örneğin spekülatif masonlar, İsa’nın
ilk mason olduğunu düşünürler. Bunun geçmişi daha önce anlattığım
Templar örgütüne dayanır. Ve temelinde Essene diye bilinen küçük
bir Yahudi cemaati vardır. Ne olduğu ve kim oldukları tam bilinmeyen
bu cemaat iddialara göre İsa’yı yetiştirmiş ve Yahudi Krallığı’na
sahip olmak istemiştir. Ve yine inanışa göre çok gizli ve esrarengiz
bir Suriyeli cemaat İsa’nın öldürülmesinden sonra bu sırları saklamış
ve Haçlı seferleri sırasında Templar Şövalyeleri tarafından korunan
bu küçük cemaat Avrupa’ya kaçırılmıştır. Burada gözlerden uzak
olsunlar diye İskoçya’ya yerleştirilmişler ve daha sonra da Avrupa’ya
giderek Templar’ın yardımıyla “Masonik Misyonerliği” başlatmışlardır.
Böylece iki akım doğmuştur. Bunlardan biri Meryem’e dayandırılan
“Dul Kadının Oğulları” örgütü diğeri de Sufi Masonluğu’dur. Her
neyse konumuz bu olmadığı için bunu geçelim ve gelelim günümüzdeki
en gizli ve güçlü Katolik örgütü OPUS DEI’ye.
PAPA 2. JOHN PAUL’Ü TAHTA OTURTAN
ÖRGÜT
İsviçreli parlamenter ve toplum
bilimci Jean Ziegler’in dediğine göre OPUS DEI kendisiyle Komünizm
kadar mücadele edilmesi gereken, gizli çalışan aşırı sağcı bir
harekettir. Ve işte Polonyalı Kardinal, şair ve aktör Karol Wojytla’yı,
Papa 2. John Paul olarak Vatikan’daki tahta oturtan bu örgüttür.
Karol, Papa seçilince Cizvitlerin başı Peter Pedro Arrupe hemen
muhalefete başladı. OPUS DEI tarafından seçtirilen Papa’yı tanımamakla
tehdit etti. 1983’e kadar Cizvitler 2. John Paul’a karşı muhalefet
ettiler. Bu arada Papa’ya suikastler düzenlendi. Portekiz’de oturan
Arrupe’nin taraftarı bir papaz, Papa’yı tahtında otururken bıçakla
saldırarak öldürmek istedi. Papa ise OPUS DEI’nin Vatikan’da tüm
dizginleri eline alıncaya kadar bekledi. 1983’te Cizvitlere karşı
taarruza başladı. Kişisel yetkisini kullanarak Cizvitlere yeni
bir önder seçilmesini sağladı. Bu, 54 yaşındaki Hollandalı Cizvit
Hans Kolvenbach’dı. Bu seçimde Papa’nın adamı diye bilinen Kolvenbach’ın
seçilmesi Cizvitleri yeniden ateşledi. Bu kez doğrudan OPUS DEI’yi
hedef alan saldırılara başladılar. Ve OPUS DEI’yi, aynen, Katolik
Kilisesi’ndeki Mason Locaları olarak tanımladılar. Buna karşılık
Papa da onları Latin Amerika’da Marksistlerle dayanışma halinde
olmakla suçladı. Papa bir risale yayınlayarak Marksizmi kınadı.
Cizvitler de buna karşı Papa’nın Latin Amerika’daki kapitalist
sömürüyü, adaletsizlikleri ve işkenceleri görmemezlikten gelmekte
olduğunu ve yoksulları insan yerine koymadığını vurguladılar.
Konu daha sonra İnsan Hakları tartışmalarına geldi. Cizvitler
ısrarla insan haklarını savundular. Papa da köşeye sıkışınca Vatikan’ın
daima insan haklarından yana olduğunu yayınladığı bir risaleyle
tekrarladı. Tartışma büyüdü. Bu arada Papa, tarihte ilk kez olarak
doğrudan OPUS DEI üyesi olduğu açıklanmış olan bir gazeteciyi,
48 yaşındaki ABC gazetesinin Roma muhabiri İspanyol asıllı Joaquin
Navorro-Valls’ı Vatikan’ın basın sözcüsü yaptı. Böylelikle sadece
Kardinallere ayrılmış olan böylesine önemli bir göreve tarihte
ilk kez dinadamı olmayan, Laik bir kişi atanmış oldu. Papa, ayrıca,
1984’e kadar Cizvitler tarafından yönetilen Radyo Vatikan’ın başına
da yine Laik bir şahsı atamıştı.
OPUS DEI’NİN KURULUŞU VE MİSYONU
OPUS DEI
(Tanrı’nın İşleri) adlı gizli örgüt
2 Ekim 1928 de Madrid’te kurulmuştu. Kurucusu sıradan bir papazdı.
Adı, Jose Maria Escriva de Balaguery Albas’tı. Escriva’nın amacı
din adamlarını değil, ama en az onlar kadar Katolikliğe sadık
Laik iş ve meslek sahiplerini biraraya getirerek Papa’ya Vatikan
dışında destek olacak varlıklı ve iyi eğitim görmüş elit bir kadroyu
oluşturmaktı. Oluşturdu da. Böylelikle Vatikan’a bağlı fakat onun
içinde yer almayan ilk Laik muhafızlar örgütü kurulmuş oldu. Doktorlar,
işadamları, gazeteciler, yazarlar, avukatlar, mimarlar vb. vb.
bir arada OPUS DEI için çalışmaya başladılar. Çeşitli ülkelerdeki
aynı meslek sahipleriyle ilişkiler kurdular. Bu ilişkileri sağlayabilmek
için iki anahtar kavram seçmişlerdi. Birincisi “Dialog” ikincisi
de “Hoşgörü”. Kendisini uygar, barışsever ve eşitlikçi, demokrat
kabul eden hiç bir aydının bunlardan sakınması mümkün değildi.
OPUS DEI bu kavramları kullanarak bir çok ülkede konferanslar,
seminerler ve toplantılar düzenledi. Böylece oluşturulan “Dayanışma”
grupları gerçekte tek amaca hizmet ediyordu: OPUS DEI’nin Vatikan
içindeki yerini güçlendirmeye.
DİKTATÖRLERE OPUS DEI DESTEĞİ
Escriva, Diktatör Franko’ya çok
yakın bir dinadamıydı. OPUS DEI vargücüyle onu destekledi. Karşılığında
da Franko Kabinesinden 10 Bakanlık aldı. Böylece çok büyük bir
servet edinme şansını elde etti. Bu sermayeyle yeni ve uluslararası
şirketler kurdurdu. Özellikle İspanya’nın turizm sektöründeki
gelirlerinden büyük pay almaya başladı. Daha sonra inşaat sektörüne
girdi. Sonra da Eğitime. Çeşitli ülkelerde okullar açmaya başladı.
Halen OPUS DEI’nin dünyada 428 üniversitesi ve sayısız okulu vardır.
Peru, Kolombiya ve Guatamala’da yatırımlara başladı. Daha sonra
da Şili de General Pinochet ile temas kurdu. Bu diktatörü de sonuna
kadar destekledi.
PAPALIĞA HİZMET EDEN AHTAPOT
Escriva ilk kez 1950’de Vatikan’ın
dikkatini çekebilmişti. Papa 12. Pius, Escriva’ya ve OPUS DEI’ye
Katolikliğe hizmet eden “Seküler Enstitü” statüsü verdi. Daha
sonra 1960 yıllarında Papa 23. John’dan ve sonraki Papa 6. Paul’dan
da yakınlık gördü Escriva. Komünizme karşı özellikle Polonya’da
yürütülen gizli, yeraltı çalışmalarında dinadamı olmayan meslek
sahibi üyeleri çok çalıştılar. Böylece Escriva, “Preletür” (Bölgesiz
Dini Yetkili) sıfatını kazandı. OPUS DEI bundan sonra daha da
gelişti. İngiliz araştırmacı Michael Walsh’ın deyimiyle bu örgüte
OPUS DEI değil ACTOPUS DEI (Ahtapotun İşleri) denilmeliydi. OPUS
DEI gittiği her ülkede ilkin mesleğinde çabuk yükselmek isteyen
hırslı, yerleşik ahlaki değerlere önem vermeyen şahıslarla, kendilerini
çok önemseyen fakat nedense adlarını duyuramamış aydınları avladı.
Özellikle Basın ve TV’de bunları destekledi. Mesleklerinde adlarını
duyurmalarını sağladı. Sonra da bunları kullanarak ülkede her
istediğini yaptırır hale geldi. Günümüzde OPUS DEI’ye bağlı çalışan
ve “Dialog ve Hoşgörü”den yana bir çok gazeteci ve aydın vardır.
Bu şaşkın ördekler kiminle yatağa girmiş olduklarını iş işten
geçtikten sonra dahi anlayamayacak kadar bağımlı hale getirilmişlerdir.
OPUS DEI’NİN ZÜRİHTE UYGULADIĞI
USTA TAKTİK
Escriva 26 Haziran 1975’de öldü.
Yerine yıllardır yanında bulunan Dr. Diez Sollano geçti. OPUS
DEI artık uluslararası bir güç haline gelmişti. Yaklaşık 80 ülkede
75.000 üyesi olduğu tahmin ediliyordu. Protestanlığı ile övünen
İngiltere ve Almanya ile Protestanlığın kalesi sayılan Alman-İsviçresi’nde
bile bu korkutucu Katolik örgütü kendisine yer açmış ve Katolikliği
yaygınlaştırmaya başlamıştı. Örneğin İsviçre’nin Zürich şehri
Protestanlığın kalesi olarak tanınırken şimdi Katolikler’in egemenliğine
girmişti. OPUS DEI ustaca bir taktikle Zürich’e özellikle Katolik
ülkelerden işçilerin gelmesini ve iltica ederek yerleşmelerini
sağlamıştı. Böylelikle kentin nüfusu 10 yıl içinde Katoliklerin
lehine değişmişti.
AHTAPOTUN TÜRKİYE’YE UZANAN
KOLU
Görünüşte tam bir Seküler örgüt
gibi çalışan OPUS DEI gerçekte sadece Katolikliğin egemenliğini
temin etmeye uğraşıyordu. Bu gerçek Escriva’nın bölge kumandanlarına
gönderdiği ve Non Ignoratis (Gözden Kaçmasın) başlıklı mektubunun
1970’li yıllarda basına sızdırılmasıyla anlaşıldı. Escriva mektubunda
kendilerinin Seküler sayılmalarının sadece bir taktik olduğunu
ve tek hedeflerinin bu maske altında Katolikliği egemen din olarak
yerleştirmek olduğunu vurguluyordu ve bu hususun gözden kaçırılmaması
gerektiğini söylüyordu. OPUS DEI önderi Escriva, Papa yaptırdığı
2. John Paul tarafından ölümünden 15 yıl sonra Aziz yapılmak için
sırada bekleyen 2000 kişinin önüne geçirildi. Normal olarak 300
yıl beklenmesi gerekirken Escriva 15 yılda Aziz olma yoluna girdi.
Halen Vatikan’da en önemli kurumlardan biri olan “Hıristiyanlık-Dışı
Dinler ve İnançsızlar” Bakanlığını elinde tutan OPUS DEI bu kurum
aracılığıyla özellikle Müslüman ülkelerle ilişki kurmuştur. Türkiye’de
de OPUS DEI’yle iş ve ticaret ilişkileri içinde olanlar vardır
hiç kuşkusuz. OPUS DEI, vargücüyle tüm kiliseleri birleştirmeyi
öngören Ekümenizm hareketini desteklemektedir. Bu nedenle Vatikan
tarafından hazırlanmış olan Ekümenizm hareketi nedir bunu bilmekte
yarar vardır.

« Bilinmeyen Vatikan » yazı
dizisi (YeniMesaj'dan)
[ Başlangıç tarihi: 29.12.2000 ... Bitiş tarihi: 19.12.2000 ]
Dünya’nın
en esrarengiz devleti ( 19.12.2000 )
Vatikan’ın
gizli ilişkileri ( 20.12.2000 )
Ateizmin
kaynağı Vatikan ( 21.12.2000 )
Esrarengiz
Polonyalı Ağca ve gizli örgütler ( 22.12.2000
)
Vatikan’ın
Türkiye’ye bakışı ( 23.12.2000 )
Engizisyon
devam ediyor ( 24.12.2000 )
Evlilik
düşmanı kilise ( 25.12.2000 )
OPUS
DEI - Ahtapotun kolları ( 26.12.2000 )
Ekümenizm
ve İslam dünyası ( 27.12.2000 )
Papalığın
kapsama alanları ( 28.12.2000 )
“Türk
dostu” maskeli Papa ( 29.12.2000 )
|