“Türk dostu” maskeli Papa
(2000-12-29)
Türk Dostu Papa diye tanınan 23.
John’un Türkiye’de bulunduğu yıllarda Müslümanlar’a değil Yahudiler’e
yakın olduğu bilinmelidir. Papa’nın Türkler’i seviyorum dediği
doğrudur. Ancak bunlar Türk Vatandaşı olan Azınlık Türkleri’ydi,
Müslüman Türkler değildi
HİTLER’İN SS TİMLERİ VE P2 MASON
LOCASI SKANDALI
Papalar’la gizli Hıristiyan tarikatları
ve örgütleri arasındaki ilişkiler “Resmi” tarihin dışındaki alternatif
tarihin baş konusudur. Tarihin çeşitli dönemlerinde Papalar bu
gizli tarikatlarla ilişkiler kurmuşlar ve fakat bunlardan pek
azı resmiyet kazandırılarak Kilise belgeleri arasına alınmıştır.
Yine de çok zengin bir dökümantasyon vardır. Papalar’ın belgelere
geçmiş ilişkileri içinde Templar, Gül ve Haç ile günümüzde çok
etkili olan ve İsa’nın ölmediğini, evlendiğini ve çocuğu olduğunu
ve bu sülaleden gelen Krallar’ın Fransa’da egemenlik sürdüklerini
öne süren Priory of Sion (Sion’un Öncüsü / Egemeni) örgütü vardır.
Bu örgüt 12. Yüzyılda Papa 3. Alexander tarafından tüm iddialarıyla
kabul görmüş ve beratlandırılmıştı. Sonraki Papalar örgütü ezmişler
ve kayıtlarını Kilise’den çıkartmışlardı. Bu örgütün yöneticilerinin
günümüzdeki iddialarına göre tarihte bir çok ünlü şahıs bu örgüte
alınmışlar veya bizzat onlar tarafından desteklenmiş veya yetiştirilmişlerdi.
Örnek olarak da Isak Newton, Hugo verilmiştir. 20. Yüzyılda ise
General De Gaulle ve Andre Gide bu örgütün üyeleri arasında sayılmaktadırlar.
Örgüt İsa’nın ailesinden gelen bir erkeğin yaşamakta olduğuna
inanmaktadır. Hitler bu şahısı ele geçirebilmek için özel SS timleri
oluşturmuş ama Fransızlar onu İngiltere’ye kaçırmışlardır. Savaştan
sonra yeniden Fransa’ya dönen bu şahıs halen Paris’te yaşamaktadır.
10 yıl önce patlak veren P2 Mason Locası skandalı işte bu örgütle
bağlantılıydı. Bu fantastik örgüt Avrupa Birliği tam olarak kurulduğu
zaman söz konusu kişinin bu birliğin “Kralı” seçilmesini istemektedir,
ister inanın ister inanmayın...
KİLİSE İÇİNDE KİLİSELER
Gül ve Haç olsun, Templar olsun,
bu tür örgütler Vatikan tarafından “Kilise İçinde Kilise” olmakla
suçlanmışlardır. Dolayısıyla bunlarla ve diğer Masonik Localarla
ilişki kurulması Vatikan tarafından şiddetle cezalandırılmıştır.
Nedir ki Vatikan’da, günümüzde de bu tür örgütlerin üyeleri vardır.
Mason Kardinaller ve papazlar vardır. Bu ruhbanlar her ne kadar
Katolikseler ve öğretileri bakımından daha çok eski Hıristiyanlığı
temsil eden Kopti Kilisesi’ne yön veren Aziz Mark’ın gizli İncili’nden
etkilenmişlerdir. Eski BM Genel Sekreteri Butros Gali’nin Kilisesi
tüm İskoç ve Keltik geleneği belirlemiş olan Kilise’dir.
GÜL VE HAÇ ÖRGÜTÜ ÜYESİ PAPA
RONCALLİ
Piskopos Angelo Roncalli de işte
böyle bir ruhbandı. Önemli bir Katolik gazetesi olan The Universe
(Evren)ün baş editörü olan Pires Compton’un açıkladığına göre
Roncalli, sembolleri Gül ve Haç olan bir örgütün üyesi yapılmıştı.
Roncalli 1935’e kadar Sofya’da Vatikan’ın Diplomatik Servisi’nde
(Vatikan’ın Gizli İstihbarat Örgütü) çalışmış, sonra da Apostolik
Temsilci olarak Türkiye’ye gönderilmişti. O yıllarda Türkiye’de
Vatikan Büyükelçiliği yoktu. İşte Compton’un belirttiğine göre
Roncalli, ilk kez İstanbul’da, bu şehirde bulunan gizli Gül ve
Haç Örgütü üst yöneticileri tarafından bu örgüte alınmıştı. İlginç
olan Roncalli’ye bu örgüte girdikten sonra ilerde Papa olacağının
söylenmiş olmasıydı.
PAPA RONCALLİ’NİN “TÜRK DOSTU”
MASKESİ
Roncalli Türkiye’de bulunduğu yıllarda
(1935-45) çok iyi Türkçe öğrenmiş ve bazı seçkin kişilerle çok
yakın ilişkiler kurmuştu. O yıllarda Kurtuluş-Pangaltı’da bulunan
Vatikan temsilciliğine bazı gizli ziyaretler yapılmış ve bunlar
Türk İstihbarat elemanlarınca saptanmıştı. Roncalli, son derece
halim selim bir adam olarak tanınmıştı. Kendisinden hiç kimse
olağanüstü bir girişimde bulunacağını sanmıyordu. Tam bir bürokrat
gibi davranmayı seviyordu. Etliye sütlüye karışmadan olabilecek
en pısırık tavırlarla köşesinde oturup emekli olmayı bekleyen
bir Tapu Kadastro memuru gibiydi. Ama bunların hepsinin maske
olduğu sonradan anlaşıldı. Kardinal yapılan Angelo Roncalli, Türkiye’de
çok yakın ilişkiler kurmuştu. Bunlardan biri de 1930’lu yıllarda
tanıştığı genç ve gözünün pekliğiyle tanınmış bir politikacıydı.
Bu genç politikacı daha sonra İsmet İnönüy’le mücadeleye girdi
ve Demokrat Parti’yi kuran üç kişiden biri oldu. Celal Bayar adlı
bu politikacı 1950 yılında Demokrat Parti’nin seçimleri kazanmasıyla
birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin 3. Cumhurbaşkanı seçildi. Kardinal
Roncalli’nin Türkiye’deki en yakın dostlarından biri işte oydu.
Celal Bayar, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra Gül ve Haç üyesi
dostu Roncalli’nin ricasını kırmadı ve Vatikan’ın Türkiye’de bir
Büyükelçilik açması için gereken emirleri vardı. 1958’e gelindiğinde
Roncalli, beklenmedik şekilde Papa seçildi ve 23. John adını aldı.
Ve ilk işi de II. Vatikan Konseyi’ni toplamak oldu. Bu konsey
Katolik aleminde bomba gibi bir etki yaptı. 1963’de, 23. John
öldü ama 1965’de tamamlanan Konsey çalışmaları Papa’nın adını
ölümsüzleştirdi. Bu konseyde alınan kararlar günümüzde Katolik
alemine ve Papalığa yön vermektedir.
CELAL BAYAR’I İPTEN ALAN PAPA
Celal Bayar ile Roncalli’nin dostluğu
Türkiye tarihindeki bir ilke de imzasını atmıştır. Celal Bayar
eski dostu Roncalli Papa seçilince Vatikan’a giderek onu bizzat
makamında kutlayan ilk Türk ve Müslüman Devlet Başkanı oldu. O
güne kadar hiç bir Müslüman devlet başkanı, Papa’nın ayağına gitmemişti.
Bu sürpriz ziyaret Vatikan ile Türkiye arasındaki ilişkilerde
Ortodoks alemine karşı bir gözdağı olarak kabul edildi. Papa da
bu olağanüstü dostluğu karşılıksız bırakmadı. 1960’da yapılan
askeri darbede Yassıada’ya gönderilen ve daha sonra da idama mahkum
edilen Celal Bayar’a çok anlamlı bir jest yaptı. Türk Silahlı
Kuvvetleri adına Celal Bayar’ı idama mahkum eden Sıkı Yönetim
Mahkemesi idamdan bir kaç saat önce idamdan vazgeçti. Bir gece
önce Ankara’ya gelen ve bizzat Papa 23. John’un mesajını ileten
bir Kardinal, darbeci subaylara Celal Bayar idam edilirse Papa’yı
ve tüm Katolik alemini karşılarında bulacaklarını en sert dille
bildirdi. Sonuçta zavallı Adnan Menderes ve arkadaşları asıldılar,
komitaci Celal Bayar daha uzun yıllar yaşadı...
EKÜMENİZMİN YERLEŞMESİ İÇİN
GEREKEN DEĞİŞİKLİK
Vatikan’ın geleceği konusunda bazı
görüşlerle, Türkiye’nin 21. Yüzyılda karşılaşacağı dinsel girişimlere
kısaca değinerek bitireyim. Kuvvetle muhtemeldir ki yeni Papa
artık Vatikan’dan çok yine eskisi gibi St. John Lateran Sarayı’nda
oturacaktır. Bunu Katoliklik çöktü şeklinde yorumlamamak gerekir.
Tam tersine Ekümenizm’in yerleşmesi için bu değişikliğe ihtiyaç
vardır. Çünkü Ekümenizm’in tarihi kararları Lateran’da alınmıştır.
TÜRKİYE’Yİ BEKLEYEN GELİŞMELER
Türkiye’yi bekleyenlere gelince.
Almanlar için önemli olan tıpkı tarihte kendilerinin yaptıkları
gibi Türkiye’de İslamiyet’in Türkleştirilmesini istemekte ve bu
yönde çalışmalar yapmaktadırlar. Fransa ise Türkiye’deki Laikliğin
bekçisidir. Dolayısıyla Devletçi Laisizm’in her ne pahasına olursa
olsun korunmasından yanadır. İngiltere bu iki görüşe karşıdır
ve Türkiye’nin önderliğinde yeniden bir Hilafet kurulmasına sıcak
bakmaktadır. Amerika ise, Türkiye’de artık Devlet’in değil, Liberalleşmiş
bir Anayasa’nın en üst değer olarak tanınmasını ve bu anayasanın
sınırlarını çizdiği İnsan Hakları çerçevesinde, Fransızlarınkinden
daha özgür ve özerk bir “Din ve Vicdan Özgürlüğü”nü yerleştirmek
istemektedir. Türkiye önümüzdeki yıllarda işte Batı’dan gelecek
olan bu “İslam”la daha çok tanışacaktır.

« Bilinmeyen Vatikan » yazı
dizisi (YeniMesaj'dan)
[ Başlangıç tarihi: 29.12.2000 ... Bitiş tarihi: 19.12.2000 ]
Dünya’nın
en esrarengiz devleti ( 19.12.2000 )
Vatikan’ın
gizli ilişkileri ( 20.12.2000 )
Ateizmin
kaynağı Vatikan ( 21.12.2000 )
Esrarengiz
Polonyalı Ağca ve gizli örgütler ( 22.12.2000
)
Vatikan’ın
Türkiye’ye bakışı ( 23.12.2000 )
Engizisyon
devam ediyor ( 24.12.2000 )
Evlilik
düşmanı kilise ( 25.12.2000 )
OPUS
DEI - Ahtapotun kolları ( 26.12.2000 )
Ekümenizm
ve İslam dünyası ( 27.12.2000 )
Papalığın
kapsama alanları ( 28.12.2000 )
“Türk
dostu” maskeli Papa ( 29.12.2000 )
|